Tügiad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tügiad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2015 Salı

26.10.2015 TÜGİAD Bursa Şubesi Toplantı Konuşma Metni - Gökhan Onur

TÜGİAD Bursa Şubesi 200 ün üzerinde üyeye sahip olup,  Bursa İş Aleminin Ciro ve İstihdam olarak %30 unu temsil etmektedir. 21 ile 46 yaş arasında yer alan üyelerimiz kendi işletmelerini kurmuşlar veya kuranların 2. yada 3. kuşaklarını temsil etmektedirler.
Yönetim Kurulumuz olarak sizlere hep kendi alanında söz sahibi ve fark yaratan konuşmacılar ile buluşturmayı hedefledik. Bildiğiniz üzere dönemimiz boyunca Rekabet Kurumu Başkanı, Bosch CEO, Aslanoba CEO, Microsoft Türkiye Başkanı Tamer Özmen i toplantılarımızda ağırladık. Bugün de konusunda dünyada sayılı isimler arasında yer alan ve görüşleri ile bizlere yön veren Sn. Özgür Demirtaş ı ağırlamanın mutluluğu içerisindeyim.
Dönemimizin ikinci hedefi Akademi ile üyelerimizin kişisel ve kurumsal gelişimlerine katkı sunmaktı. Bunun içinde Deloitte Bursa Bölge Temsilcisi Alphan Göğüş ile Finansal Okuryazarlık, Ekonomist Erkin Şahinöz ile Şirket Değerleme ve Hazine Yönetimi, Tiyatrocu Kamil Atlıman Topluluk önünde ETkili Konuşma, Ziraat Bankası Pazarlama Gurup Başkanı ile Finansman İmkanları, Uludağ Üniversitesi İİBF Doç Dr Aylin Poroy Arsoy ile Kurumsal Yönetim ve Aile Anayasası konusunda eğitimler gerçekleştirdik. 18. Kasımda ise Aile Şiketleri iel ilgili bir vaka çalışması ile ilgili workshop gerçekleştireceğiz.
Üçüncü önceliğimiz ise sizlerin arasındaki network ü geliştirmek. İşyerinde ziyaret ettğiimiz üye sayısı 20 yi geçti. 11.Kasım da bir kahvaltı etkinliği düzenleyeceğiz. Burada da biz bize kendi sektörlerimiz özelinde sohbet edeceğiz.
Eylül ayında G20 Girişimciler İttifakı Zirvesini Türkiye de düzenledik. Dünyanın ilk 20 ekonomisinden genç yatırımcıları kendi ülkemizde ağırladık. Burada Bursa Genç Girişimciler Kurulu da bizlerle birlikte oldu ve hep birlikte Bursa mızı tanıttık.
Başta ABD Merkez Bankası Fed ve Avrupa Merkez Bankası ECB olmak üzere gelişmiş ülke merkez bankaları tarafından uygulanan genişleyici politikalar, rezerv paralar cinsinden (dolar ve euro gibi) küresel likiditenin 2015 yılında da oldukça “ucuz” ve “bol” olmasını sağladı.  Ancak likidite bolluğu ve ucuzluğu dünya ekonomisindeki büyümeye kayda değer bir katkı sağlayamadı.  Rusya-Ukrayna gerginliği ve akabinde Rusya’ya uygulanan ekonomik & finansal yaptırımlar, Yunanistan’ın parasal birlikten çıkıp çıkmayacağına yönelik belirsizlikler ve enerji-zengin bölgelerdeki IŞİD terörü yılın bütününde risk algısının yüksek seyretmesine neden olarak dünya genelinde ekonomik toparlanmaya set çekti.
2015 yılında gelişmiş ülkelerin büyüme performansları arasındaki “ayrışma” dikkat çekiciydi.  ABD ve İngiltere ekonomilerinde toparlanma güçlenirken Euro-Bölgesi ve Japonya’da durgunluk devam etti. Bizim de dahil olduğumuz gelişen ülkelerin genelinde ekonomik büyüme hızı hem arzu edilen düzeylerin hem de potansiyel büyümenin gerisinde kaldı.  2013 ve 2014 yıllarında sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 4.6 büyüme gerçekleştiren gelişen ekonomilerin 2015'i yüzde 4 civarında bir büyüme ile tamamlaması bekleniyor.  Bu oranlar, son 10 yılın ortalama yıllık büyüme hızı olan yüzde 6.2’nin belirgin bir şekilde altında.
Dış alemdeki yavaş büyüme, jeopolitik riskler ve Fed’in 10 yıl sonra yapacağı ilk faiz artırımının gelişen ülkeler üzerinde baskı yaratacağı yönündeki beklentiler Türkiye ekonomisinin de performansını bozdu.  Dış alemde gelen negatif etkilere, seçim belirsizlikleri ve vahim terör olayları da eklenince ekonomik aktivite daha da bozuldu.
2012 yılında yüzde 2.1, 2013 yılında 4.2 ve  2014 yılında yüzde 2.9 büyüme gerçekleştirebilen Türkiye ekonomisinin 2015'te yüzde 3 büyümesi bekleniyor (yüzde 3 beklentisi son açıklanan Orta Vadeli Program'dan).  Büyümenin son üç yıldır Türkiye’nin potansiyel büyüme hızı (talep yönlü enflasyon baskısı yaratmaya başlayan büyüme hızı eşiği) olan yüzde 4.5’un altında kalması sektörlerin çoğunu olumsuz etkiledi.  
Türkiye ekonomisi 2015 yılında iki önemli şok ile karşı karşıya kaldı: Kur şoku ve Gıda şoku.  Kurdaki yüksek oynaklık ve sert yükselişler, ekonomik birimlerin beklentilerini bozmak ve belirsizlikleri artırmak suretiyle ekonomik aktiviteyi olumsuz etkiledi.  Özellikle dolar-TL’deki yükseliş (toplam ithalatın üçte ikisi dolar cinsinden) enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.
Kurdan enflasyona olan yüksek geçişkenliğin yanı sıra enflasyonu olumsuz etkileyen bir diğer faktör de gıda şokuydu.  Küresel gıda fiyatlarındaki düşüş eğilimine rağmen içeride gıda fiyatlarında oldukça yüksek sayılabilecek enflasyon yaşandı.  TÜFE sepeti içinde yüzde 25 ağırlığa sahip olan gıda kalemindeki yıllık enflasyonun yüzde 14 düzeylerine tırmanması da manşet enflasyonu yukarı çekti (gıda enflasyonu son  dönemde yüzde 11 düzeyinde bulunuyor).  Özetle, Türkiye kendi standardına kıyasla yavaş sayılabilecek düzeyde büyüdüğü bir yılda göreli olarak yüksek enflasyonla mücadele etmek zorunda kaldı. 
 Düşük büyümeye rağmen yüksek manşet enflasyon Merkez Bankası’nın ekonomiye faiz indirimi yoluyla destek vermesine engel oldu.  Yılın bütününde iş dünyasıyla tüketiciyi ilgilendiren piyasa faizleri göreli olarak yüksekti.  Kur oynaklığı ve yüksek piyasa faizi ekonominin lokomotifi özel tüketim harcamaları ve özel yatırımı (en önemli iç talep kalemleri) olumsuz etkiledi. İç talebin göreli olarak zayıf olduğu 2015 yılında dış talepten de büyük katkı gelmedi.  Göreli olarak zayıf TL’ye (daha rekabetçi TL) rağmen önemli ihracat pazarlarımızda yaşanan jeopolitik riskler (Mısır, Rusya ve Irak gibi) ya da ekonomik durgunluk  (Avrupa) miktar etkisi üzerinden ihracat performansımızın düşmesine neden oldu.  Toplam ihracatımızda geçen yıla göre daralma yaşanıyor.

Lakin 2016'ya umutlu giriyoruz.  Fed'in faiz artırımlarını piyasaları fazla rahatsız etmeyecek hız ve adımlarda gerçekleşmesi ihtimali yüksek.  Avrupa Merkez Bankası ECB'nin aralık ayında devreye sokmayı planladığı genişleyici adımlar Fed'in sıkılaştırıcı hamlelerinin negatif etkilerini bir miktar da olsa hafifletebilecektir. Çin Merkez Bankası da Çin ekonomisindeki yavaşlamaya daha kararlı bir şekilde müdahale etmeye başladı.  İçerideyse önümüzdeki 1 Kasım seçimleri oldukça yüksek bir önem arz ediyor.  Seçimlerden sonra (tek parti ya da makul bir koalisyon) hükümet kurulması süreci hızlı bir şekilde tamamlanırsa ekonomik aktörlerin 3-4 yıldır erteledikleri tüketim ve yatırım kararlarını hayata geçirmeleri ve bunun da ekonomik büyümeyi 2016 yılında hızlandırması söz konusu olabilecektir.



29 Eylül 2015 Salı

Ekohaber Gökhan Onur Röportaj - Bursa Ekonomisine Değer Katıyor - by Elif Didem Danacıoğlu






































http://www.ekohaber.com.tr/bursa-ekonomisine-deger-katiyor-haber_id-23966.html

BURSA EKONOMISINE DEĞER KATIYOR

Bursa ekonomisine değer katıyor

Elif Didem Danacıoğlu

İnşaat, tekstil, dış ticaret, otomotiv ve turizm sektörleri başta olmak üzere tüm sektörlerde ağırlığını hissettirmekte olan TÜGİAD Bursa Şubesi üyesi genç işadamlarının yatırım ve girişimleri, ülke ekonomisinde oldukça önemli bir yer tutmakta. Çağın gerçeği olan genç insan, genç girişimci ve genç Türkiye perspektifinden yola çıkılarak kurulan ve kuruluşundan bu yana da Türkiyenin başarısının genç kuşağın başarısına bağlı olduğu gerçeğini savunan TÜGİAD Bursa Şubesi, Bursanın ülke ekonomisindeki farkındalığının artırılmasında ihtiyaçlara dikkat çekilmesi konusunda gücünü Bursayı sırtlanarak ortaya koydu. Bursa ekonomisi, çok fazla iş yapıp içerik olmamasından ziyade, içeriği yüksek kaliteli işler yapmayı hedefleyen bir örgüt ile karşı karşıya kaldı.

Kuruluşundan bu yana 15 seneyi geride bırakan TÜGİAD Bursa Şubesi, Bursa ekonomisini büyütmek için yeni fikirleri hayata geçirerek kent ekonomisinin yüzde 30una hitap ediyor. Bu kapsamda tekstil, otomotiv ve gıda sektörlerinde ağırlıklı üretilen katma değerin yüzde 26 payında üyelerin üretimi ortaya çıkıyor. TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Gökhan Onur, TÜGİAD Bursa Şubesini daha ileri noktalara taşımak adına 3 ana alanda faaliyette bulunmayı hedeflediklerini ve tüm çalışmalarında katma değerli üretimi ön plana çıkardıklarını söyledi. İşte TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Gökhan Onur ile küresel dalgalanmaların da baskısıyla siyasi belirsizliğin reel sektör üzerinde nasıl bir baskı unsuru yarattığından, TÜGİAD üyelerinin Bursa ekonomisine katkısına, TÜGİAD Bursa Şubesinin önümüzdeki dönem için planlanan faaliyetlerinden Türkiyenin içerisinde bulunduğu ortamı fırsata çevirmek isteyen bankaların faiz oranlarında artışa gitmesinin uzun vadeli yatırımlarına ve TÜGİAD 2015 yılı 6 aylık verilerini esas alarak Türkiyenin il bazında ticari risk haritasında Bursaya kadar her şeyi konuştuğumuz röportajım... 
TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanlık döneminizi anlatır mısınız?
Geçtiğimiz yıl Mart ayında TÜGİAD Bursa Şubesinin yeni başkanı olarak seçildim. TÜGİAD Bursa Şubesini daha ileri noktalara taşımak adına 3 ana alanda faaliyette bulunmayı hedefledim. Bu dönem zarfında konularında lider, sektörlerinde öncü ve Bursa kümesinin dışında kişileri Bursada ağırlayıp üyelerle buluşturmak, TÜGİAD Akademi adı altında oluşumu gerçekleştirip üyelerin kişisel gelişimlerini artırmak aynı zamanda da işletmelerinde faydalı olabilecek bilgileri kendilerine tesis etmek, üyelerimizi ziyaret ederek iş yerlerinde onlara dokunmak istedik ve üyelerimizle ilgili etkinliklerimizi sosyal ortamlara taşıdık. Gelişim, sizin kümenizi ne kadar genişlettiğinizle ilgili bir durum. Günümüzün hızlı rekabet dünyasında rekabet edebilecekleri imkanları ve silahları onlara tesis edip sadece olduğumuz yerde mevcut silahlarla değil, dışarıdaki imkanları da nasıl kullanabiliriz bunu araştırmamız gerektiğini üyelerimize TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı olarak bu vizyonu verebildiğim ölçüde vermeye çalışıyorum. Sadece yemekli toplantıların değil aynı zamanda da buranın bir eğitim merkezi olarak çalışmasını hedeflediğimiz Baran Başkanımızın döneminde yapılmış olan 40 kişilik bir eğitim salonumuz var. Bununla ilgili bir akademi proje oluşumu gerçekleştirdik. TÜGİAD Bursa Şubesinin önümüzdeki dönem için planlanan faaliyetleri içerisinde üniversite ile işbirliğinde yapmış olduğumuz çalışmalarımızı daha da geliştirmek ve ses getiren konukları Bursada ağırlamak istiyoruz. Doğru etkileşimlerle herhangi bir katma değer yaratmak mümkünse onu yaratmaya çalışıyoruz.
TÜGİAD Bursa Şubesinin üye yapısı hakkında bilgi verebilir misiniz?
Şu anda 200e yakın üyemizle birlikte önemli hedeflere doğru gidiyoruz. İlk 250ye giren firmalarımıza ait değerlere baktığımızda Bursada 26 bin çalışanımız var. Üyelerimizle birlikte Bursada istihdamının yüzde 21ini, ihracatın yüzde 27sini ve üretimden satışların da yüzde 28ini gerçekleştiriyoruz. Bursadaki ticaret hacminin ise yüzde 25ini TÜGİAD Bursa Şubesi üzerinde olduğunu kayıtlı bir şekilde gösterebiliriz. Üyelere yönelik sektörel dağılımımız da ise 11 üyemiz makine, 51 tekstil, otomotiv 16, gıda 20, inşaat 28, hizmet 22, ticaret yüzde 25, madencilik 4, nakliye ambalaj 14, hizmet 22, BTSO yönetim kurulunda 2, BTSO meclisinde 10, BTSO 250de 42, İSO birinci 500de 15, İSO ikinci 500de 14 üyemiz var. Üyelerimizin kendi sektörlerinde ilk üç içerisinde olduğu bir profile sahibiz. Bunların yanında girişimci olup vizyon şehrine değer katan üyelerimizde mevcut. Onlar için de gelecek adına büyüme potansiyelindeler diyebilirim. Çok fazla şey yapıp içerik olmamasından ziyade, içeriği yüksek kaliteli işler yapmayı hedefleyen bir örgüt olduğumuzu düşünüyorum. Tüm çalışmalarımızda hep kaliteyi ön plana çıkararak o işin sonucunda insanların değer almasını hedefledik. Üyelerimizi fuarlara katılmaları konusunda teşvik ediyoruz. Ülkemizi iş odaklı felsefemiz ile daha ileriye taşımak istiyoruz.
TÜGİAD üyelerinin Bursa ekonomisine katkısı nedir?
TÜGİAD üyeleri olarak bizler, Bursa ekonomisinin yüzde 30una hitap ediyoruz. Özellikle tekstil, otomotiv ve gıda sektörlerinde ağırlıklı üretilen değerin rakamlara göre katma değerin yüzde 26sını kurumlarımız üretiyor. Bursayı sırtlanmış durumda tüm arkadaşlarımızı aldığımızda yüzde 30lara varan bir değere ulaşıyoruz. Tüm arkadaşlarımız Bursa ekonomisini büyütmek için yeni fikirleri hayata geçiriyorlar. Bursa ekonomisinde kendi kümemizin içinde değil dışarıda ne kadar çok etkileşim yaparsak işi ilerletebileceğimiz kanaatinde olduğumuzdan hem yurtiçi hem de yurtdışı odaklı çalışan bir üye profiline sahibiz.
Aile şirketi yönetici kimliğinizle, kurumların ayakta kalmasını sağlayacak başarının sizce ana faktörleri nelerdir?
Öncelikle aile şirketi kavramını çok iyi anlamak lazım. Aile şirketinin kendine has dinamikleri var. Önemli olan işin içerinde gerçekten yetkin kişilerin yönetici olarak çalışması gerekiyor. Aile üyelerine, değişimi görebilecek çalışmalar yapmalarını öneriyor ve gelecek kuşakları işe hazırlamaya teşvik etmek istiyorum. 
Küresel dalgalanmaların da baskısıyla siyasi belirsizliğin reel sektör üzerinde nasıl bir baskı unsuru yaratıyor?
Küresel likidite bol ve ucuz olmasına rağmen son yıllarda bizim de dahil olduğumuz gelişen ekonomilere pek ilgi göstermiyor. İçerideki siyasi belirsizlikler ve giderek artan terör olayları nedeniyle Türkiye kendi benzerlerinden de olumsuz ayrıştı.Türk Lirası, gelişen ekonomilerin para birimleri içerisinde Brezilya Reali ve Rus Rublesi ile en çok değer kaybeden para birimleri arasında. Türkiyeye yabancı sermaye girişinin azalmış olması ekonomik aktiviteyi ve reel sektörü olumsuz etkiliyor. Dolar-TL, Türkiye için adeta güven barometresi konumundadır. TLdeki yüksek oynaklığın ekonomi üzerinde yarattığı negatif iktisadi etkileşimlerin yanı sıra psikolojik etkisini de göz ardı edemeyiz. Yatırımcılar ve tüketiciler kurdaki oynaklık nedeniyle yatırımlarını ve tüketim harcamalarını frenliyorlar ya da erteliyorlar. Kurdaki yükseliş üreticilerin girdi maliyetlerinde belirgin bir artışa neden oldu. Türkiye ciddi miktarda ara malı ve yatırım malı ithalatı yaptığı için TLdeki değer kaybıyla birlikte girdi maliyetleri yükseldi. Hem dış hem de iç pazarlardaki yavaş büyüme nedeniyle üretim maliyetlerindeki artışı ürün fiyatlarına yansıtmak mümkün değil. Bu nedenle de sanayinin kar marjlarında erime var. Merkez Bankası politika faizinde artırıma gitmedi lakin kurdaki yükselişi dizginlemek için bankaların ortalama fonlama maliyetini yukarı çekiyor. Bankalar daha pahalıya sağladıkları parayı daha pahalıya satıyor. Bu nedenle iş dünyası ve vatandaş için borçlanma maliyetleri yükseldi.
Reel sektör neden zorlanıyor?
Fedin 10 yıl sonra yapacağı ilk faiz artırımına yaklaşıyor olması, Türkiyenin ihracat pazarlarında jeopolitik riskler taşıyor ya da büyüme sorunu yaşıyor olması, Çin kaygısının bizim gibi gelişen ekonomiler üzerinde ekstra baskı yaratması, erken seçim sürecinde siyasi belirsizlikler ve terör, kredi notu indirimi riski, kurdaki yüksek oynaklığın ekonomik aktiviteyi olumsuz etkilemesi ve iş dünyası için borçlanma maliyetlerinin yüksek olmasını sıralayabiliriz.
TÜGİAD, 2015 yılı 6 aylık verilerini esas alarak Türkiyenin il bazında ticari risk haritasını çıkarttı. Sanayinin yoğunlaştığı yerlerde de tablo şaşırtıcı sonuçlar verdi. Tabloya göre Bursayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Beş büyük il bazında baktığımızda iller genellikle birbirine yakın ve Türkiye ortalamasının altında bir tablo sergiliyor. Yüzde 51,85 ile Türkiye ortalamasının üzerinde ticari riske sahip kent olan Bursa büyükler arasında da en yüksek ticari riske sahip. Bursayı yüzde 48,82 ile siyaset ve bürokrasinin merkezi olan Ankara izliyor. İzmirdeki risk oranı yüzde 43,76 olarak ölçümlenirken İstanbuldaki risk yüzde 37,27 olarak hesaplandı.
Son 2 yılda 3 önemli seçim geçiren Türkiyede 2013ten 2015e ne değişti? İş dünyası ne istiyor?
Türkiye çok önemli gördüğümüz birinci nesil reformları tamamladı. İş dünyası bir an önce ikinci nesil reformlara odaklanılabilecek siyasi ve makro ekonomik istikrar beklentisinde. İkinci nesil reformlar ise tasarrufların arttırılması ve zaman içerisinde Türkiyenin tasarruf açığını (cari açık) kapatması, yerli kaynaklara dayalı enerji üretim programı ile enerjide dışa bağımlılığımızı orta vadede azaltacak politikaların devreye sokulması, AR-GE, eğitim, altyapı yatırımları ve doğrudan yabancı yatırıma öncelik verecek şekilde üretimde verimliliğin arttırılması, ithalata olan bağımlılığın azaltılması, ihracatta ileri teknoloji ürünlerin payının artırılması, iş gücü piyasasının daha etkin hale gelmesini teşvik edecek politikalar ve taşımacılığı gerçek anlamda lojistiğe dönüştürmesi isteniyor.
İhracat, Ağustos ayında da düşüş gösterdi. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, ihracat Ağustosta yüzde 4.9 azalışla 10.48 milyar dolar oldu. Dış ticaret açığı ise Temmuz ayında 7,03 milyar dolar oldu. Açıklanan rakamları Bursa açısından değerlendirir misiniz? 
Hem TİMin hem de TÜİKin ihracat rakamlarına göre Türkiyenin ihracatı 2015in bütün aylarında yıllık bazda daralma yaşadı. İhracatımızın kabaca bir yarısı euro diğer yarısı da dolar cinsinden. O nedenle ihracat rakamlarına dolar bazından ziyade sepet bazında bakmak biraz daha uygun olabilecektir. Sepet bazında bakıldığında ihracat performansının durgun olmakla birlikte dolar bazındaki tablo kadar kötü olmadığı görülüyor. Türk Lirasındaki özellikle sepet bazında değer kaybı Türkiyeye rekabet gücü sağlayamadı. Çünkü rakip gelişen ekonomilerin para birimlerinde de benzer değer kayıpları mevcut. Üstelik ihracat pazarlarımızın çoğunda ya jeopolitik riskler var ya da ekonomik durgunluk söz konusu.
Dolar tarihi zirve olan 3 lirayı ilk kez gördü. Doları günlerdir rekora taşıyan üç ana nedeni nasıl sıralarsınız?
Dolardaki yükselişin arkasındaki önemli faktörlerden biri Fedin faiz artırımı yapma tarihine giderek yaklaşıyor olması. Son dönemde ABDden gelen ekonomik veriler oldukça güçlendi. Yılın geri kalan kısmında üç Fed toplantısı bulunuyor. Lakin ekim ayındaki basın konferansı olmayan toplantı. O nedenle faiz artırımının ya eylül ya da aralık ayındaki toplantılarda yapılması kuvvetle muhtemel. Diğer iki faktör içerideki terör olayları ve siyasetteki belirsizlik dönemi. Bu belirsizlikler yerli bireysel ve kurumsal tabanda kur daha da yukarı gider algısını oluşturuyor. Bu nedenle her iki tabandan da dövize talep geliyor. Dövize gelen güçlü talep de kurda yukarı yönlü baskı oluşturmakta.

2 Haziran 2015 Salı

CHP Bursa Milletveli Adayları TÜGİAD Bursa Şubesini Ziyaret etti

CHP Bursa İl Başkanı Sn. Zafer Yıldız, Bursa Milletvekili Adayları Sn. Prof.Dr. Lale Karabıyık, Sn. Gürhan Akdoğan, Sn.İnan Keser beraberlerindeki heyet ile derneğimizi ziyaret ettiler. Lale Hocamıza son 10 yıldır derneğimize katkılarından dolayı şükran plaketi takdim ettik.


9 Şubat 2015 Pazartesi

Hürriyet Bursa 8.2.2015 Sofra Sohbetleri Konuğu Tügiad Bursa Şube Başkanı Gökhan Onur




8.2.2015 te Hürriyet Bursa gazetesinde gazeteci Sn. Burcu Başar ve gazeteci Sn. Elif Sezgin in konuğuydum. Kendilerine bu güzel sohbet için teşekkür ediyorum.

Tam Metin :




*Hürriyet Bursa 8.2.2015 tarihli gazeteden alıntıdır. Tüm haklar Hürriyet gazetesine aittir. 


Dünya değişiyor gençler
YENİ şeyler söylüyor


TÜGİAD Bursa Şube Başkanı Gökhan Onur, gençlerin gözardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Dünya sürekli değişiyor. Ve yeni bir şeyi söylemek hep gençlerden geliyor” diyor.


TÜGİAD, genç işadamlarının oluşturduğu önemli bir sivil toplum örgütü. Bursa Şubesi de yıllardır kentin en etkin SİAD'larından biri olarak faaliyet gösteriyor. Kent ekonomisine yön veren önemli şirketlerin ikinci, üçüncü kuşak yöneticileri TÜGİAD içeresinde etkin olarak yer alıyor. TÜGİAD, faaliyetleriyle hem üyelerinin ufkunu açıyor, dinamizmiyle de Bursa ekonomisi için önemli bir yapı taşı olarak hizmet vermeye devam ediyor. Anatolia Otel’de gerçekleştirdiğimiz Sofra Sohbetleri'ne bu ay aktif ve dinamik örgütün yeni Başkanı Gökhan Onur'u konuk ettik. TÜGİAD'ı ve Bursa ekonomisini anlatan Gökhan Onur, üzerine basa basa geleceğin gençlerde olduğuna vurgu yaparak, “Yeni bir şeyi söylemek hep gençlerden geliyor. Yeni söylemler, yenilikler, araştırma-geliştirme, atılım. Baktığımızda ABD’de 18 yaşındaki bir genç, Facebook ile dünyayı yerinden sarsabiliyor. Ben yaşa her zaman hürmet ediyorum ama gençlerimizi de göz ardı etmememiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü gençler, kuşaklar arası çatışmayı yönetip, o kuşağın önceliklerini kendi işlerine yansıtabildiklerinde, o değişime adapte olabiliyorlar. Bizim TÜGİAD olarak bakışımız, “Biz genciz. Gençler TÜGİAD’a gelin, işimize odaklanalım” diye konuştu.
- TÜGİAD’ın Bursa ve ülke yapılanmasından kısaca bahsedebilir misiniz?
- TÜGİAD’ın Türkiye genelindeki üye sayısı 870. Bursa’daki üye sayımız ise 200. Yaş ortalamamız son dönemde daha da aşağı düştü ve Bursa’da 31’e indi. Çünkü biz özellikle ikinci ve üçüncü kuşak dediğimiz tüm arkadaşlarımızı bünyemize katma gibi bir hedef koyduk kendimize. Eğitimini tamamlayan ikinci ve üçüncü kuşak, üye olmak için Türkiye Genç İşadamları Derneği’ne başvuruda bulunuyor. Ancak yapmak istediğimiz şey, tüm arkadaşlarımızın belirli bir seviyenin üzerinde eğitimlerinin olması ve kendi iş yaşamında da belli bir noktaya ulaşmış olmaları. Üyelerimize baktığımızda; Bursa’nın ilk 250 firması arasındaki yaklaşık 80 firma, ikinci ve üçüncü kuşağıyla veya kurumsal olarak temsil ediliyor. Bursa istihdamının da yaklaşık olarak yüzde 35’i gibi bir rakama hitap ediyoruz. TÜGİAD bir mozaik ve içinde tüm Türkiye var.
- TÜGİAD olarak sanayi akademisi gibi çalışıyorsunuz…
- Söylediğim gibi önceliğimiz hep gençler ve iş adamları. Yani ikinci, üçüncü kuşak aile üyelerinin iş hayatına hazırlanması. Bunun yanı sıra adımızda da ‘genç’ olduğu için ‘üniversitede bir girişimcilik projesi yapalım’ dedik. Bu projemiz yaklaşık 7 yıldır devam ediyor. Proje kapsamında üyelerimiz, Uludağ Üniversitesi’ndeki öğrencilere koçluk yapıyorlar. Akademi konusuna gelince; ‘Biz hep çevremizdeki kişileri geliştirmeye yönelik işler yapıyoruz ama kendimize yönelik hepimizin bireysel olarak yaptıklarını bir akademide toplayabilir miyiz?’ dedik. Bünyemizde 50 kişilik bir eğitim salonumuz var. Biliyorsunuz bugünün dünyasının en önemli konularından biri finansal okuryazarlık. Üyelerimiz arasında diğer derneklerden farklı olarak, kendi işletmesi olanların yanı sıra kurumsal firmaların da üyeleri var. Mesela TOFAŞ’ın olduğu gibi Deloitte’in Bursa Temsilcisi Alphan Göğüş de bizim içimizde. Alphan Göğüş ile birlikte finansal okuryazarlık konusunda bir sürece başladık.
- ‘Finansı kuvvetli olmayan iş yaşamında başarılı olamaz’ diyorsunuz…
- Kesinlikle. Bizler uluslararası firmalarla iş yapıyoruz. Gördüğümüz, finansal araçları çok ciddi bir şekilde kullanıyorlar. Biz Türkiye’de hep sermayenin olmadığından yakınıyoruz, hâlbuki bu sermayeyle ilgili süreç iş fikriyle desteklendiğinde, siz sermayeye ulaşabiliyorsunuz. O para dünyanın neresinde olursa olsun gelip sizi buluyor. Çünkü o kenarda duruyor. Kenarda duracağına, sizin gibi işletmelerde değerlendirilip ileriyle doğru gidebilecek bir alan bulabiliyor.
-TÜSİAD gibi iş dünyasının çatı örgütü olan kuruluşa başkanlık yapan Muharrem Yılmaz da TÜGİAD Bursa’nın kurucu üyesi ve TÜGİAD 8. Dönem Genel Başkanı idi… Gelecekte sizi de TÜSİAD’da görebilir miyiz?
- Benim böyle bir hedefim yok. Ben, işime odaklanarak, kendi işimde ilerlemek istiyorum. Eğer beni oraya layık görürlerse neden olmasın?
- Geçmiş dönemlere ilişkin bir röportajında Muharrem Yılmaz, “Biz TÜGİAD’da iktidardayken, iktidarı bırakmayı öğreniyoruz. Bu görevi sürdürmemize üyeler de takdir ederse devam ederiz, ama benden daha iyisi olursa, onun seçilmesi için ben de çalışırım” diyor…
- Kesinlikle katılıyorum. Ben buna ‘bayrak yarışı’ diyorum. Emeğinizi sürekli buraya harcayıp, kendi işinizi ise geri planda bırakmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Bugün sivil toplum hayatında çok fazla dernek var. Ve burada işadamlığı, yardımseverlik, etnik köken gibi kavramlar birbirine karışmaya başladı. Burada ayrışmaya yönelik çok fazla kuruluş oldu. Bizim TÜGİAD olarak bakışımız ise “Biz genciz. Gençler buraya gelin, işimize odaklanalım”. Bu görevdeyken herkes kendi döneminden önce yapılanların üzerine bir artı koymaya çalışıyor. Güzel olan taraf da bu ve bence herkes başkanlık yapmalı, bu tecrübeyi tatmalı. Tek başına 20 ya da 25 yıl başkanlık yapmanın insanları körelttiğini düşünüyorum.
DEĞİŞİME ADAPTE OLMAYAN
YOK OLMAYA MAHKÛM
- Genç bakışın önemi nedir? Sizce ülkemiz genç bakışı neden göz ardı etmemeli?
- Dünya sürekli değişiyor. Ve nesiller arasında X,Y, Z kuşakları dendiğinde herkes bu konuyu konuşmayı çok seviyor. Bu kuşaklar arasındaki dengede gençliğin önemi şurada ortaya çıkıyor: Aslında yeni bir şeyi söylemek hep gençlerden geliyor. Yeni söylemler, yenilikler, araştırma-geliştirme, atılım. Baktığımızda ABD’de 18 yaşındaki bir genç, Facebook ile dünyayı yerinden sarsabiliyor. Ben yaşa her zaman hürmet ediyorum ama gençlerimizi de göz ardı etmememiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü gençler, kuşaklar arası çatışmayı yönetip, o kuşağın önceliklerini kendi işlerine yansıtabildiklerinde, o değişime adapte olabiliyorlar. Zaten değişime adapte olmayan firmaların hepsi yok olmaya mahkûm oluyor.
- TÜGİAD’ın içinde kaç yıldır varsınız? Ve hangi süreçlerden geçerek bu konuma ulaştınız?
- 2006’dan beri TÜGİAD’dayım. İstanbul’da Sicil Disiplin Kurulu Başkan Yardımcılığı yaptım, sonrasında Uludağ Üniversitesi’ndeki girişimcilik projesinin koordinatörlüğünde bulundum. Genel sekreterlik ve başkan yardımcılığı yaptım, hemen hemen bir yıldır başkan olarak görevime devam ediyorum. Basamak basamak her alanda görev alarak ve sonrasında yukarıya hazırlanarak geldiğimi düşünüyorum ki doğru olanın da bu olduğu kanaatindeyim.
- Bursa ekonomisini ve gidişatı nasıl görüyorsunuz?
- Bursa çok başarılı. Bugün Bursa, Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci ili durumunda, fakat hiçbir şey kalıcı değil. Bu yatırımların devam edip, farklı alanlarda ilerleme konusu son derece önemli. Özellikle BTSO Başkanı Sayın İbrahim Burkay’ın da ifade ettiği savunma sanayiinde kümelenmenin şehir için çok faydalı olabileceğini düşünüyorum. Ama bir tekstil, otomotiv, mobilya ya da meyve sebze sektörleri bu şehrin ekonomisini daha da yukarılara taşıyan sektörler. Dolayısıyla Bursa, ileride ülke ekonomisi içerisindeki payını her geçen gün artıracaktır.
- Sizlerin beklentileri neler? TÜGİAD olarak Bursa ekonomisinde kendinizi nasıl konumlandırıyor, nasıl bir rol biçiyorsunuz?
- Bizler, genç işadamları olarak sadece Bursa ya da Türkiye’ye odaklanmıyoruz. Bugün pek çok arkadaşımız yabancı dil biliyor, yurt dışına açılımları var. Kentimizin büyümesi sadece Bursa’da değil, aynı zamanda çevre illerde, bölgede ve yurt dışında da gerçekleşecek.
G-20 GENÇ GİRİŞİMCİLER İTTİFAKI’NDA
TÜRKİYE’Yİ TÜGİAD TEMSİL EDECEK
- G-20 Genç Girişimciler İttifakı’nda TÜGİAD’ın nasıl bir rolü var?
- Biz, orada Türkiye’yi temsil eden tek iş örgütüyüz. Bu oluşumun dünyadaki üyelerini bir araya getirecek olan Türkiye’deki etkinliği biz organize edeceğiz. Biz de Bursa Şube olarak aktif biçimde orada rol alacağız.
“DOLAŞAN KURT AÇ KALMAZ”
- Gezi olaylarından sonra gençlerin önemi daha da öne çıktı. Dolayısıyla sizlerden çok şey bekleniyor. TÜGİAD olarak gelecek planlarınız, bu yoldaki hedefleriniz nelerdir?
- Biz bir işadamları derneğiyiz. Ve bizim odaklandığımız tek bir nokta var; o da tüm arkadaşlarımızın işlerini geliştirmeleri. Önemli olan dünyaya açılmak, yenilikleri takip etmek, dış pazarlarda yeni pazarlar yaratmak. Ekonomi değişiyor, bu alandaki oyuncular değişiyor, batıdan doğuya doğru bir güç kayması yaşanıyor. İşte bu süreçleri takip eden bir TÜGİAD var şu anda Bursa’da. Ve tüm üyelerimiz aktif, dışarıda iş kovalıyorlar, her an her fuarda onları görebilirsiniz. Bugün internet üzerinden satıştan tutun da sektörlerde farklı alanlara yatırım yapan arkadaşlarımız var. “Dolaşan kurt aç kalmaz” sözü bizim için de geçerli. Bizler dünyayı dolaşıyoruz. Ama olduğumuz yerde sayarsak geriye gitmeye mecbur oluruz. Bugün bir Detroit örneği var önümüzde. Bursa’nın da önüne koyması gereken model bu, yani tek bir taraf değil de çeşitliliği devam ettirip, bu kümenin içerisine yeni yatırımları çekebilmeliyiz. Bunun için insan kaynağına da sahibiz. Ben burada yerle ilgili olarak da iş yapacak kişilere arsaların kiralanarak, rantın şehirde kalmasını öneriyorum. Bu süreçte açılabilecek yeni OSB’lerde de böyle bir önerim var. Büyükşehir’in önderliğinde, şehrin kaynakları dışarıya satılmadan, kimsenin de bu konuyla ilgili rant kaygısı olmadan sadece şehre gelir yaratacak bir hedef belirlemeliyiz. Yani toprağıyla şehir kendine gelir yaratacak ve akabinde de o gelir şehre yeni yatırımlar olarak geri dönecektir.
TEK AMAÇ; TÜRKİYE’Yİ İLERİYE TAŞIMAK
- Bu röportaj aracılığıyla nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
- Vermek istediğim en önemli mesaj; gençler buradalar, varlar ve kendi içlerinde görevleri gayet güzel paylaşabiliyorlar. Uyumlu bir şekilde takım çalışması içerisinde görev alabiliyorlar. Kendilerini geliştiriyorlar ve bu süreçte TÜGİAD’ın içerisindeki bayrak yarışını devam ettiriyorlar. Sonuçta bizim Bursa olarak başarılı olabilmemiz kapasite kullanım oranlarının artmasıyla mümkün. Bunu da başarabilmek için iletişim şart. Bu iletişim için de platform lazım. Bu platform da işte Türkiye Genç İşadamları Derneği. İçimizde Ermeni de var Musevi arkadaşlarımız da var. Onların dini günlerini de kutluyoruz kendi içimizde. Hep beraber tek bir amacımız var; O da Türkiye’yi daha ileri nasıl taşıyabiliriz?
- İşinize ve derneğe ne kadar zaman ayırıyorsunuz?
- Ciddi bir şekilde zaman ayırıyorum. Her şeyden önce işimiz geliyor. İş olmadan SİAD olması mümkün değil. Zaten itibar da biliyorsunuz işten geliyor. İşinizi kaybettiğinizde itibarınız da gidiyor. TÜGİAD’a mümkün olduğu kadar işimin etkilenmeyeceği bir zaman programı çizmeye çalışıyorum. Aslında iki alanı da dengede götürmeye gayret ediyorum. Bu başkanlık konusunda mutlaka bir yerden özveride bulunmanız gerekiyor, ben de spordan özveride bulundum ve açıkçası biraz kilo aldım. (Gülüyor)

GÖMME /DETAY
SEÇKİN ONUR HORECA KANALINDA
- Seçkin Onur AŞ.’nin sektördeki konumu ve hedeflerinden de söz edebilir miyiz?
- Gururla söyleyebilirim ki Seçkin Onur şu anda sektöründe lider. 350 çalışanımız var, 17 ilde faaliyet gösteriyoruz. Bir distribütör, aynı zamanda bir üretici, aynı zamanda müstahsilden ürün toplayan, ziraat alanında faaliyet gösteren bir kurum. 2014 yılında yüzde 15 civarında büyüdük. 2015’de de yine çift haneli büyüme rakamlarına ulaşmak istiyoruz. Yeni alanlara açılmak istiyoruz. İnşallah bu yıl içerisinde endüstriyel bir kanalla ilgili yatırımımız olacak. Horeca kanalında olacağız. Onun da şirkete ayrı bir güç katacağını düşünüyorum. Dijital manada ciddi yatırımlarımız var.
- Seçkin Onur A.Ş.’de kardeşler olarak nasıl bir görev bölümü yaptınız?
- Ben finanstan sorumluyum, abim gıda, ablam da lojistik ve üretimden sorumlu. Kendi aramızda bir iş bölümümüz var.
HEDEF YURT DIŞINA AÇILMAK
- Sizler genç nesil olarak Seçkin Onur’u devraldığınızda durum neydi, şirketinizi nereye taşıdınız? Gelecek hedefiniz nedir?
- Ablam 1987 yılında şirketimizde çalışmaya başladı. Abim 1995, ben de 1996 yılında işe başladık. Biz devraldığımızda Seçkin Onur sadece Bursa şehrinde iş yapıyordu. Bugün 17 ilde çalışmalar yürütüyoruz. Benim öncelikli hedefim yurt dışına açılmak.
BABAMIZIN FELSEFESİ KANIMIZA İŞLEMİŞ
- Yurt dışına açılmak ne kadarlık bir vadede gerçekleşebilir?
- Krizlerde firmalar küçülür, ama biz hep krizlerde büyüdük. Babamızın en sevdiğimiz yönü; kimse mal satmazken “Hayır siz bir tane de olsa satacaksınız, çünkü biz o müşteriye yarın da gideceğiz. Onlar kaybederse biz de kaybederiz” derdi. Bu felsefe aslında hepimizin kanına işledi ve şu anda da aynen devam ediyor.
GÖMME / DETAY
“KİŞİ, EMEK HARCADIĞI YERDE OLMALI”
- Siyaseti düşünüyor musunuz?
- Bir kişinin emek harcadığı yerde olması lazım. Ben 40 yaşıma gelmişim ve bugüne kadar siyasetle ilgili hiçbir konuda emek harcamamışım, şimdi o kişilerin önüne geçip de siyaset yapmayı doğru görmüyorum. Bu konuya böyle bakıyorum. Ben işadamıyım, bu kimliğimi korumak istiyorum. 

23 Aralık 2014 Salı

22.12.2014 Bosch Türkiye Temsilcisi Sn. Steven Young ın katıldığı toplantımız

Gömülü resim için kalıcı bağlantı


Gömülü resim için kalıcı bağlantı
Sn. Steven Young a geçen yıl kaybettiğimiz Tolgay Ümit arkadaşımın anısına Değerli Babası Sanatçı Sn. Mazlum Ümit in tablosunu hediye ettim. Sevgili arkadaşıma Allah tan rahmet, ailesine de sabır diledim.


Gömülü resim için kalıcı bağlantı



Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Gömülü resim için kalıcı bağlantı








BASIN BÜLTENİ – Gökhan Onur 22.12.2014 Konuşma Metni
Sarıkamış Şehitlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla anıyoruz. Mekanları cennet, ruhları şad olsun.
Bugün aramızda Bursa nın ihracatının %10 unu Türkiye nin ise %1 ini gerçekleştiren, Türkiye de 10.800 kişiye istihdam sağlayan Dünyanın en önemli kuruluşlarından Bosch un Türkiye Temsilcisi Sn. Steven Young var. Bizleri ziyaretleri ile onurlandırdıkları için sizlerin huzurunda kendilerine teşekkür ediyorum. Bu ziyaretin gerçekleşmesinde emeği geçen BTSO Meclis Başkanı Sn. Remzi Topuk a da şükranlarımı sunuyorum.
Cumartesi günü gerçekleştirdiğimiz Genel Kurul da Sn. Ali Yücelen Genel Başkan olarak seçilmiştir. Bursa Şubemizden orada bizleri temsil edecek arkadaşlarımı şimdiden tebrik ediyor, başarılarımızın devamını diliyorum. Bunun yanısıra derneğimizin şube çalışmalarında eksik olan son iki halka da 2015 yılında tamamlanacak. Güneydoğu ve Karadeniz şubelerinin kuruluş çalışmaları başlamış her iki şubeye de birbirinden değerli iki başkan liderlik etmektedir. Güneydoğu şubesine GÜNGİAD başkanı Sn. Hakan Akbal, Karadeniz Şubesine de KASGİAD Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu süreci yöneteceklerdir.
TÜGİAD Kasım ayında Türkiye nin Rekabet Haritası isimli bir çalışma yayınladı. Bu çalışma ulusal basında yer aldı. Her bir ilin uluslarası pazarlarda en rekabetçi olduğu sektör tespit edilmiştir. Bursa da metal işleme makineleri ve takım tezgahları sektöründe en rekabetçi olduğu tespit edilmiştir. Bursa rekabetçi sektör sayısında 10 ile ilk 20 ilin arasına girememiştir. Çalışmamızda en rekabetçi sektör sayılarına göre 1. İl İstanbul(41) 2.il Ankara(33) 3. İl İzmir(32) sektörle yer almıştır.
Akademi çalışmalarımız devam etmekte Deloitte den sonra tiyatrocu Kamil Atlıman ı ağırladık. Önümüzdeki ay Ziraat Bankası Pazarlama Gurup Başkanı bizlere yatırım konusunda bir ders gerçekleştirecek.
Geçtiğimiz ay Şahinkaya da Lise öğrencileri ile bir araya geldim. Kendi deneyimlerimin yanısıra gelecek meslek seçimleri konusunda bilgi alışverişinde bulunduk. Yaz tatillerinde seçmek istedikleri bir dalda staj yapmaları konusunda bir proje gerçekleştirmek istiyoruz.
Geçen haftanın öncelikli gündem maddesi ve en kritik önemdeki gelişmesi, ABD Merkez Bankası'nın (FED) 2006’dan bu yana gerçekleştireceği ilk faiz artışı konusunda 'ifade'sini değiştirmesiydi. Söz konusu ifade değişikliği sonrası, her makro ekonomik hareketlilik ve toparlanmaya işaret eden yeni ABD verisi, piyasalarda 'beklenen' faiz artışına bir adım daha yaklaşıldığı yönünde yorumlara sebep olacak. Çünkü, FED Açık Piyasa Komitesi (FOMC), para politikasına yönelik toplantılarının sonucunda açıkladığı karar metninde, uzun bir zamandır yer verdiği "faizlerin kayda değer bir süre daha düşük kalacağı" ifadesi yerine, karar tutanağına “Komite para politikasındaki duruşunda normalleşmeye başlamak konusunda ‘sabırlı’ olabileceğini kaydetmektedir” ifadesini yerleştirdi.
Türkiye cephesinde ise, geçen hafta hiç kolay geçmedi. 14 Aralık pazar günü gündeme damgasını vuran ve haftanın ilk iş günü olan 15 Aralık pazartesi günü de ciddi bir tartışma konusu olan 'operasyon' haberleri, Rusya'nın para birimi rubledeki ciddi boyutlardaki değer kayıplarıyla birleşerek, 'kötümser' algıyı daha da derinleştirdi. Aynı gün gelen (15 Aralık) işsizlik verilerinin de yüzde 10,7 gibi hayli yüksek bir işsizlik oranına işaret etmesi, esasen imalat sanayi, inşaat ve hizmetler sektörü istihdamını arttırmayı sürdürürken, işsizlikteki sıçramanın 500 bin civarındaki istihdam kaybı ile tarım sektöründen kaynaklandığının öne çıkmaması, moralleri bir hayli bozdu. Rusya Merkez Bankası'nın geçtiğimiz haftanın ilk gününde, para politikası faiz oranını 650 baz puan artırarak, yüzde 10.50'den yüzde 17'ye taşıması da, rublenin değer kaybındaki hızlanışı durduramadı.
Rus Merkez Bankası'nın sert faiz artışı müdahalesi ruble dolar karşısında 64 rubleye geldiğinden dolayı yapılmış olmasına rağmen, sert değe kaybı ile, dolar-ruble kuru 80 rublenin bile üzerini gördü. Rusya Merkez Bankası'nın para birimini korumak adına, 1998'den bu yana ki en sert faiz artırma kararına rağmen, Ruble dolar karşısında bir günde yüzde 19 değer kaybederek, 80.10 seviyesini görmesinin ardından, tekrar 80 rublenin altına geriledi. 10 yıl vadeli devlet tahvilinin faizi 317 baz puan artarak yüzde 16.4 seviyesine geldi. Rusya MB Başkanı Nabiullina, rubledeki zayıflamanın ekonomi üzerindeki etkilerinin yüksek olduğunu ifade ederken, Rus şirketlerinin şu an için dış borçlarını ödeme kabiliyetine sahip durumda olduklarını ve Rusya'nın kendi finans imkanları çerçevesinde yaşamayı öğrenmesi gerektiğini de vurguladı.
3 hafta içerisinde, küresel ve dolayısı ile yerel piyasaların 'iyimserlik'ten 'kötümserlik'e hızlı bir geçiş yapmalarına birlikte şahit olduk. 'İyimserlik'in geçerli olduğu günlerde, 2,22-2,18 TL bandına oturan dolar kuru nedeniyle, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nı (TCMB), günlük döviz satım ihalelerinin kotasyonunu 20 milyon dolara indirmeye teşvik eden piyasa ortamı, 'kötümserlik'in geçerli olması ile, dolar kuru 2,26-2,30 TL bandına doğru hareket edince, önce TCMB'yi günlük döviz satım ihalesi tutarını (kotasyon) yineden, 40 milyon dolara çıkarmaya yönlendirdi; ardından dolar-TL kuru 16 Aralık günü 2,4147 TL'yi zorlayınca, TCMB kotasyonu bu defa 60 milyon dolara çıkardı.
 TCMB, bununla da yetinmedi; proaktif davranarak, BOTAŞ ve TPAO gibi enerji KİT'lerin vadesi gelen ithalat ve dış borç ödemelerinin piyasadan değil, TCMB ve Hazine'nin döviz imkanlarından karşılanacağını belirtti ve bu açıklama sonrasında, yurt içi piyasalarda döviz kurlarının ateşinin düştüğüne birlikte şahit olduk. 17 Aralık çarşamba günü Enerji Bakanı Yıldız'ın açıklamaları ile, 17-31 Aralık tarihlerinde enerji KİT'lerinin yapacakları döviz cinsinden ödemenin 1,2 milyar dolara bulacağını öğrendik ki, KİT'lerin bu meblağı, zaten yeterince derin olmayan, döviz piyasasından çekmeyecek olmalarının piyasayı neden rahatlattığı da böylece anlamış olduk.
Bu noktada, 15 Aralık günü, haftaya 2,30 TL'nin hemen altından başlamış iken, gün içi 2,40 dolara dayanan ve günü 2,37 TL'nin hemen üstünde kapatan dolar-TL kuru, 16 Aralık salı günü, bu defa yeni bir tarihi rekor ile 2,4147 TL'yi görmüş olsa da, günü 2,3650 TL'den kapattı ve 19 Aralık günü hafta kapanışı da 2,3123 TL oldu. Dolar-TL kuru 22 Aralık ile başlayan yeni haftaya 2,3136 TL'den başladı ve 2,3169 TL'ye kadar geldi. Sepet kur ise, 15-16 Aralık tarihlerinde 2,66-2,65 TL düzeyini görmüş olmakla birlikte, yeni haftaya 2,58 TL'den başlıyor. İkinci el faizler ise, 16 Aralık günü yüzde 9'a yaklaşmasına rağmen, 22 Aralık haftasına yüzde 8,4'ün altından başlıyor.
Önde gelen gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin para birimlerindeki değer kayıplarının küresel rekabette yeniden konumlandırma açısından sebep olduğu etkileri dikkate alarak, Türkiye'nin dış ticaret hadleri açısından, dolar-TL kurunun 2,32-2,28 TL bandına oturması yararlı gözüküyor. Bununla birlikte, TCMB'nin enflasyonla mücadelesi açısından, dolar-TL kurunun 2,28-2,24 TL bandına dönmesinin daha fazla işine gelebileceği de göz ardı edilmemeli. Bu nedenle, 24 Aralık çarşamba günü gerçekleşecek olan TCMB Para Politikası Kurulu toplantısından bir faiz indirimi kararı çıkmasını beklemek hayal olacağı gibi, olası bir faiz indirim kararının, TCMB'nin saygınlığına zarar verebileceğini de göz ardı etmemek gerekiyor.
TCMB Başkanı Başçı, 17 Aralık'ta Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'na yaptığı sunumda, ihracatın büyümeye katkısının devam ettiğini ifade etti. Dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerindeki ılımlı seyrin cari dengedeki iyileşmeyi destekleyeceğini belirten Başçı, "Yılın başında alınan makroihtiyati önlemlerin ve para politikasındaki sıkı duruşun çekirdek malların enflasyon eğilimi üzerinde olumlu etkileri gözlenmektedir" dedi. TCMB Başkanı sunumda, enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurların yakından izleneceği ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar getiri eğrisini yataya yakın tutmak suretiyle para politikasındaki sıkı duruşun sürdürüleceğini de tekrar etti. Başçı ayrıca mevcut para politikası duruşu altında enflasyonun 2015 yılında Enflasyon Raporu'nda belirtilen görünümle uyumlu bir düşüş sergileyeceğinin öngörüldüğünü belirtirken, "Yapısal dönüşüm programının uygulamaya geçmesiyle birlikte Türkiye’nin büyüme potansiyeli kademeli olarak artacaktır" ifadelerini kullandı.
Ruble ve Brezilya Reali'nden sonra, en çok kaybeden para biriminin Türk Lirası olmasının bir diğer nedeni de, özellikle küresel yatırımcılar ve yerli yatırımcılar açısından, ekim ayından başlayıp, kasım ayının ortasından itibaren hızlanan uluslararası sermaye girişleri ile, Hazine kağıtlarının 2. el gösterge faizinin yüzde 9'lardan 7,4'lere kadar gerilemesinin ve Borsa İstanbul (BIST) 100 Endeksi'nin de neredeyse 87 bin puana dayanmış olmasının sebep olduğu, kar realizasyonu arayışı. Noel tatili öncesi, bir çok gelişmekte olan piyasadaki zararlarını telafi etmek isteyen küresel yatırımcılar, Türkiye'deki karlarını realize etmek istediler. Bu nedenle, en fazla çıkış yaşanan ülkelerden birisi de Türkiye oldu. Bu arada, iç siyasi gerginlik başlıklarının da, Türkiye'nin uluslararası alandaki algısını etkilediğini unutmayalım.
Geleceğe yönelik beklentilerin hızla bozulduğu bir haftayı geride bıraktık. Sonrasında ise finansal piyasalarımızda yaşanan kayıpların büyük ölçüde geri alınabilmiş olması ise kimseyi rahatlatmadı.
Bursa mız için çalışmaya, üretmeye ve geliştirmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki yılın ülkemize hayırlar getirmesini ve sizler için de tüm dileklerinizin gerçekleştiği bir yıl olmasını temenni ediyorum. 

31 Mayıs 2014 Cumartesi

Öğrenciler, girişimcilik projesi ödüllerini aldı

http://www.uludag.edu.tr/haberler/oku/dn/1271

Öğrenciler, girişimcilik projesi ödüllerini aldı



TÜGİAD Bursa Şubesi işbirliği ile düzenlenen Girişimcilik Proje Yarışmasında birinci seçilen “1001tasarim.com" adlı online tasarım-matbaa projesini hazırlayan Uludağ Üniversitesi İİBF İşletme Bölümü öğrencileri ödüllerini aldı.

 

Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Bursa Şubesi Yönetimi, Girişimcilik Proje Yarışmasında birinci seçilen öğrencilerle birlikte Rektör Prof. Dr. Kamil Dilek’i ziyaret etti. Ziyarette, TÜGİAD Yönetimi öğrencilere ödüllerini verirken Rektör Prof. Dr. Kamil Dilek de projeye katkıları nedeniyle dernek adına Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Onur’a teşekkür plaketi verdi.
Ziyarette göreve yeni seçilen yönetim kurulu üyelerini tebrik eden Rektör Prof. Dr. Kamil Dilek, TÜGİAD’ın girişimciliği geliştirmek amacıyla düzenlediği yarışma için teşekkür etti. Ülkemizde ekip çalışması ve girişimcilik kültürünün eksikliğine dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Dilek, genç işadamlarının koçluğuyla öğrencilerin bu eksiklerini tamamlayarak hayallerini fikre dönüştürdüklerini söyledi.
TÜGİAD Bursa Şube Başkanı Gökhan Onur da, tecrübelerini Bursa’daki gençlere aktarmak istediklerini ve Uludağ Üniversitesi’nin de bu konuda kendilerini iş ortağı ve partner olarak görüp desteklemesinden büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.
İİBF Öğretim üyesi Prof. Dr. Lale Karabıyık da, öğrencilerin bu etkinlikte, iş fikirlerinin nasıl paraya dönüşebileceğini olumlu ve olumsuz senaryolarla gördüklerini, bunun da mezun olduktan sonra çok işlerine yaradığını söyledi.
Öğrenciler de, edindikleri deneyimleri paylaştılar ve bu fırsatı yaratan TÜGİAD yönetimine ve Rektör Prof. Dr. Kamil Dilek’e teşekkür ettiler.
Ziyarette, TÜGİAD Bursa Şube Başkanı Gökhan Onur, üyeler Necati Aydın, Onur Özkul, Onur Özselek, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. A. Saim Kılavuz ve Prof. Dr. İrfan Karagöz’ün yanı sıra, projeleri birinci seçilen öğrenciler Yavuz Yıldız, Mehmet Eğinci, Tuğçe Göldeli, Rukiye Nur Ateş ve Özge Kirişçi de hazır bulundu.
UÜ Rektörlük Basın Bürosu

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Microsoft Türkiye CEO su Tamer Özmen - 27.05.2014 Tügiad Bursa Şubesi Toplantı Konuğumuz - Bursa

KOBİLER YÜZDE 10 DAHA FAZLA TEKNOLOJİYE YÖNELSE
HEM CİRO HEM İSTİHDAM ARTAR


Günümüz teknolojisinin sanal zeka kavramını da gündeme getirdiğine dikkati çeken Microsoft Türkiye CEO’su Tamer Özmen, KOBİ’lerin teknolojiyi bugünkü kullanımlarından yüzde 10 fazla kullanmasıyla 770 milyar dolar daha fazla gelir elde edeceğini ve büyüyen iş hacmiyle 6,2 milyon ek istihdam yaratılabileceğini söyledi. Özmen, “Türkiye’deki 3,5 milyon KOBİ için ise, yüzde 10 teknoloji kullanım artışı, 15 milyar dolar gelir artışını ve 360 bin yeni istihdamı getirir” dedi.

Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Bursa Şubesi üyeleri aylık olağan toplantısında Microsoft Türkiye CEO’su Tamer Özmen’i ağırladı. Sheraton Otel’de gerçekleştirilen toplantının içeriğini günümüz bilişim teknolojileri sektöründeki gelişmeler ve şirketlerin bu gelişmeleri nasıl yakından takip edebilecekleri, kendilerine nasıl faydalı hale getirebilecekleri konuları oluşturdu. Toplantının açılış konuşmasını yapan TÜGİAD Bursa Şube Başkanı Gökhan Onur, konuşmasına Soma’da hayatını kaybeden maden işçilerini anarak başladı. Gökhan Onur, iş dünyasını ilgilendiren son ekonomik gelişmelere de değinerek, “Gecikmeli kur etkisi ve mevsimsel geçiş sebebiyle artan enflasyon dikkate alındığında Merkez Bankası’nın (MB) çok fazla faiz beklentisi yapması beklenmese de piyasa böyle bir beklenti içinde girdi. MB geçtiğimiz hafta bir haftalık repo faizi olan politika faizinde yarım puanlık indirime giderek, piyasanın hareketini de tescillemiş oldu. Ancak söz konusu indirimin bu aşamada kredi faizlerine ve tüketiciye çok fazla yansıması mümkün görünmüyor. Yine de yapılan indirim gelecekte enflasyon oranında muhtemel bir düşüş beklentisi ifade ediyor ve kur etkisinin de enflasyonda olumlu etki yapması olasılığını güçlendiriyor. Umarız tüm bu veriler ikinci çeyrekten itibaren talepte de olumlu gelişmeler yaratır” diye konuştu.
Toplantıya konuk konuşmacı olarak katılan Microsoft Türkiye CEO’su Tamer Özmen ise, teknolojideki hızlı gelişimi “10 yılda bir kendini gösterirken 7 yılda bir hissedilir değişimlere tanık olmaya başladık” ifadeleriyle anlattı. Tamer Özmen, akıllı cihazların günümüzde ses tanıma, sanal zeka gibi kavramları da gündeme getirdiğini belirterek, “Cirosu 50 ile 750 milyon dolar arası olan şirketlerin KOBİ olarak tanımlandığı bir araştırmada dünya verileri, KOBİ’lerin teknolojiyi yüzde 10 daha fazla kullanmasıyla 770 milyar dolar daha fazla gelir elde edeceğini gösteriyor. Büyüyen iş hacmiyle birlikte 6,2 milyon ek istihdam yaratılabilir. Türkiye’deki 3,5 milyon KOBİ için ise, yüzde 10 teknoloji kullanım artışı, 15 milyar dolar gelir artışını, 360 bin yeni istihdamı getirir” dedi.

“Ar-Ge’yi lüks görüyor, yatırım yapmıyoruz”
Artik yap/sat modelinden, müşteriyi anla/çözüm üret modeline geçiş olduğunu ifade eden Özmen, “Biz krizlerden dolayı kısa dönemli planlara alışmışız. Bıçak sırtında yaşıyoruz hep. Ar-Ge’yi lüks görüyor, yatırım yapmıyoruz. Halbuki üniversitelerle işbirliğine giderek, Ar-Ge ile şirketler için önemli gelişmeler kaydetmek mümkün” diye konuştu. Özmen, Microsoft olarak Türkiye’de 5,5 milyar dolarlık ekosistemi is ortaklığı çerçevesinde yürüttüklerini ve “Bulut” için Türkiye’de 47 milyon dolar yatırım gerçekleştirdiklerini söyledi. Her yıl A-Ge’ye 10,5 milyar dolar bütçe ayırdıklarının da bilgisini veren Özmen, 2017 yılına kadar 20 kat büyüme öngördüklerini sözlerine ekledi.

Bilişim yöneticilerinin yüzde 90’ı bulut teknolojilerini tercihe diyor
Günümüzde insanların bilişim ile ilgili önemli ihtiyaçları doğduğunu belirten Tamer Özmen, “E-posta ile haberleşme, anında mesajlaşma, sesli ve görüntülü olarak görüşme ve içerik paylaşma, sosyal ağlara bağlanma kavramları tıpkı su içmek gibi günlük ihtiyaçların arasına katıldı. Ancak veri patlamasının yaşandığı günümüzde firmaların veri saklanmasını bünyelerinde barındırması, maliyet ve bakım masraflarının yüksek olması gibi sebeplerden dolayı pek mümkün olamıyor. Teknolojik ihtiyaçlarını karşılamak isteyen; ancak bu alanda yüksek maliyetli yatırıma gidemeyecek firmaların bu ihtiyaçlarını tıpkı su, doğalgaz, elektrik gibi hizmet olarak alma şansları var. Şirketlerde görev yapan bilişim yöneticilerinin yüzde 90’ı “Bulut” teknolojileri tercih ediyor. 2013 yılında çıkan yeni uygulamaların yüzde 80’i “Bulut”ta yer alıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Fortune 500 şirketlerinin yüzde 85’i sosyal çözümleri kullanıyor
Bir milyar düzeyinde facebook kullanıcısının olduğuna dikkati çeken Özmen, şirketlerin bu tür sosyal mecraları önemseyip kendileri için nasıl faydalı hale getirebileceklerini tartışmaları gerektiğine vurgu yaptı. Tamer Özmen, “Dünyanın ses trafiğinin yüzde 40'i skype üzerinden geçiyor. Haftada 2.8 milyar tweet atılıyor. Fortune 500 şirketlerinin yüzde 85’i sosyal çözümleri kullanıyor. Dünyada şu an bir milyar akıllı telefon var. Telefon sayısı bilgisayar sayısının 6 katı. Belki 5 yıl sonra web sitesi kullanım amacı dahi farklılaşacak. Bu yıl aplikasyonlarla ilgili rakam 148 milyar dolara ulaştı. 2020’de 40 zetabyte veri oluşması bekleniyor” dedi.

Konuşmaların ardından TÜGİAD Bursa Şube Başkanı Gökhan Onur, konuk Microsoft Türkiye CEO’su Tamer Özmen'e paylaşımlarından dolayı çini bir tabak hediye etti.
Toplantıda, Uludağ Üniversitesi İİBF ile işbirliği içinde gerçekleştirilen girişimcilik projelerine katkılarından dolayı TÜGİAD Üyesi Onur Özkul’a teşekkür plaketi verilirken, TÜGİAD Ailesine yeni katılan Sadik Gündemir’e de üyelik rozeti takıldı.





MüsrifKöy TutumluKöy Hikayesi - Warren Buffett ın Dansla İşe Gitmek adlı eserinden alıntılanmıştır.

  Yazar              :  Warren Buffett Çevirmen      :  Canan Feyyat Derleyen      :  Carol Loomis Yayınevi       : Scala Yayıncılık Sf 343 ...