18 Eylül 2014 Perşembe

Eylül 2014 Türkiye Ekonomik Verileri Değerlendirme

Türkiye ekonomisi  2014 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.3 oranında büyüdü.
Aslında dolar bazında bakıldığında 2013 itibariyle 1.81 TL alınan dolar kuru karşısında 2014 itibariyle 2.16 olarak alınan dolar kuru ile hesap edildiğinde yüzde 3 lük büyüme yerine dolar bazında yüzde 6 oranında küçülme olduğunu ifade ediyor yabancılar. Ancak bizim için doğru olan hesaplama TL bazında ve sabit fiyatlar ile yapılan hesaplamadır ki büyüme buna göre ilk yarıda yüzde 3ün üzerinde.
Diğer taraftan dolar fiyatı arttıkça kişibaşı gelir azalıyor.  2013 itibariyle 10 807 dolar oldu.
Ayrıca yüzde 3 lük büyüme ile kıyaslandığında hane halkı tüketim harcamalarındaki artış büyümenin oldukça altında 1.6 artış söz konusu, kamu tüketim harcamalarındaki artış ise yüzde 5.6 civarında.
Yatırım harcamaları da büyümenin tahlili açısından önemli.  Özel sektör yatırım harcamaları ve kamu yatırım harcamaları açısından ayrı ayrı ele alınması gerekirse; Her iki yatırım harcaması grubu da büyüme yönünden önemli ancak özellikle özel sektör yatırımlarındaki artış büyüme üzerinde çok daha fazla etkilidir. İlk yarıda özel sektör yatırım harcamalarında gerileme söz konusudur. İlk yarıda Milli gelirin büyüklüğünün yaklaşık yüzde 25 i kadar yatırım harcaması gerçekleştirilmiş. Bu yatırımın yüzde 13.8’i makine ve teçhizat yatırımı, yüzde 10.4’ü (  3.9’u kamunun 6.5’u özel sektörün olmak üzere)  inşaat yatırımı. İnşaat harcamaları bu yılın ilk yarısında geçen yıla göre azalmamış,  belirgin bir artış göstermiştir.  Yani özel yatırım harcamalarındaki düşüş  makine ve teçhizat yatırımlarındaki düşüşten kaynaklanmaktadır. İnşaat yatırımlarındaki artış ise konut ve AVM olarak üretim kapasitesi , ihracat artışı ve büyüme  açısından makine teçhizat yatırımlarındaki artış kadar faydalı olamamaktadır.
Çeyrekler itibariyle incelendiğinde 2014 yılının ilk çeyreğinde büyüme yüzde 4.1 idi. İkinci çeyrekte yüzde 2.1’e geriledi. Tabi büyümenin motoru başta imalat sanayi sektörü ardında da tarım ve inşaat.
Aslında  İmalat sanayiinin büyümedeki  etkisi yani milli gelirdeki  ağırlığı yüzde 26 dır. İmalat sanayii  büyümesi bu anlamda incelendiğinde sektör ilk 3 ayda yüzde 5.3 büyümüş, ikinci çeyrekte  yavaşlamış ve yüzde 2.0 olmuştur.  İmalat sanayiinde ilk yarıda büyüme yüzde 3.6 oranında gerçekleşmiştir. Diğer tarafta Milligelirdeki ağırlığı yüzde 7.2 civarında olan tarımdaki büyüme ise oldukça düşük yüzde 0.003 civarında. İnşaat sektörünün de milli gelirdeki ağırlığı yüzde 5-6 civarında. İnşaat sektörü de aynı dönemde   sektör  yüzde 3.8 oranında büyümüş. Özellikle ilk çeyrekte daha fazla büyüyen inşaat sektörü nün ikinci çeyrekte hızı biraz kesilmiş durumda.
Diğer taraftan Tarım sektörünün milli gelire katkısı 10 yılda  9.7 den 7.2 ye indi. Sanayi üretiminin milli gelire katkısı da 10 yıl önce  17.7 iken şimdi 15.4 e düştü. Bu da dikkat çekilmesi gereken bir başka noktadır.
Yani üç sektörde de aslında ikinci çeyrekte bir yavaşlama var ve büyüyemeyen sektör de tarım.
Aslında sadece ikinci çeyrek için değil üçüncü çeyrekte de büyümede yavaşlamanın olacağına dair veriler var. Altın ve enerji dışı ithalatı ile yatırım malları ithalatı temmuz ayında düştü. Tabi temmuz ayındaki az çalışma günü sayısı ile de  ilgili. Fakat yine de ilk altı aydaki düşüş eğilimin değişmediği belirginleşiyor. Reel kesim güven endeksi ve kredi verileri  de ağustos ayında da bir iyileşme göstermiyor.  Bu nedenle üçüncü çeyrek büyümesi de düşük seyredebilir.
Son dönemde satışlar ve  üretimin düştüğünü  KDV tahsilatından da görmek mümkün. Şöyleki geçen yıl ilk sekiz ayda  KDV artışı yüzde 20 nin üzerindeyken, bu yıl artış sadece %04 düzeyinde. Geçen yıla göre ÖTV hasılatı artışı da ilk sekiz ayda geçen yıla göre gerilemiş durumda. Geçen yıl yüzde 24 olan ÖTV tahsilatı artışı 2014 yılının ilk sekiz ayında sadece yüzde 4 kadar artabilmiş.
Aynı gerilemeyi ithalde alınan KDV tahsilatından da görmek mümkün. Geçen yıl yüzde 30 a varan bir atışa karşılık bu yıl aynı dönemde sadece yüzde 2.5 artış olması bunun en temel göstergesi.
İşsizlik verileri incelendiğinde ise; tarım dışı işgücü yüzde 5,9 artarken, tarım dışı istihdam yüzde 4,6 kadar artabilmiş, tarım dışı işsiz sayısı ise yıllık 384 bin artmıştır.  Veriler reel ekonomik büyümede görülen yavaşlamanın işgücü piyasasına yansıdığına işaret etmektedir. 
Zaten mayıs Haziran verileri son veriler olduğu için değerlendirmelerimiz eylül ayı itibariyle bu veriler üzerinden yapılmaktadır. Ancak Bahçeşehir Üniversitesi Betam'ın işsizlik tahmin modeli bir sonraki temmuz döneminde de  artışın devam edeceğini öngörmektedir. Yani. ekonomik yavaşlamanın etkisini özellikle sanayi ve inşaat sektörlerinde hissedilmektedir.
 Hizmetler istihdamı ise bir önceki döneme kıyasla 62 bin artmıştır. Ancak bu artış sanayi ve inşaat sektörü istihdamını telefi edememektedir, bu nedenle  tarım dışı istihdam 24 bin düşmüştür.
Diğer taraftan reel sektör incelendiğinde; Merkez bankası verilerine göre özel sektörün yurtdışından sağladığı döviz kredileri 2003 yılında 30 milyar dolarken, 2013 yılında 157 milyar dolar, 2014 yılının haziran ayında 166 milyar dolar oldu.
500 büyük sanayi kuruluşunun 2013 yılı net satışları yüzde 7.4 artarken, toplam borçları yüzde 25.4 arttı. Diğer taraftan Yüksek borçlanma, kur farkı yüküne ek olarak verimin ve üretimin artırılamaması 500 büyükte ortalama kâr oranının yüzde 4.9’a gerilemesine yol açtığı da ifade edilmekte.
Cari açığı incelediğimizde gerileme söz konusu olduğunu görüyoruz, cari açık Temmuz ayında aylık bazda 2.6 milyar dolara geriledi ki genellikle aylık 5-6 milyar dolardan aşağı genellikle düşmezdi, cari açığı yabancı sermaye ile kapatmaktaydık, doğrudan ve özellikle de portföy yatırımlarından gelen net sermaye girişi de her ay cari açığın üzerinde gerçekleşirdi. Ancak son veride temmuz ayında cari açık küçüldüğü halde  yabancı sermaye girişi yetersiz kaldı ve açık ödemeler bilançosundaki  varlık barışı girişinden yani nereden geldiği belli olmayan 1.9 milyar dolarla kapanabildi.
Çünkü sermaye hareketiyle  ülkeye giren  net döviz girişi sadece 873 milyon dolar olabildi.
Total rakam incelendiğinde yılın ilk 7 ayında açık 26.7 milyar dolar. Sermaye hareketiyle ekonomiye net döviz girişi 20.0 milyar dolar. Uçtan uca bakıldığında da Temmuz ayından Temmuz ayına   12 aylık (yıllık) kümülatif cari açık 48.5 milyar dolar .Temmuz ayı itibariyle cari açıktaki toplam 15.7 milyar dolar iyileşmenin yaklaşık yarısı altın ticaretinden kaynaklandı. (Altın hariç hesaplanan cari açık ise yıl sonunda 53 milyar dolar iken 45 milyar dolara gerilemiş oldu.)
Büyüme ile birlikte değerlendirdiğimizde de  buyıl beklenen büyüme yüzde 3 civarında bu durumda GSYH nın yüzde 6 sı gibi bir orana geliyor.
Bazı dönemlerde büyümeden cari açığı küçültebilmek için feragat edilmek zorunda kalınıyor ve hedefler bu şekilde belirleniyor, ancak büyüme yarı yarıya düştüğünde bile cari açık yine GSYH nın yüzde 6 sının altına düşemiyor. Zaten ekonomistlere göre de büyümemek cari açığı küçültmek için tek çare değil. 2014 yılının da 45-50 milyar dolar cari açıkla kapatılması bekleniyor.
Dış piyasalar incelendiğinde küresel kriz sonrasında faizleri sıfıra yaklaştıran ve 5 yılda 3.5 trilyon doları piyasaya veren FED, söz konusu parasal genişlemeyle gelişmekte olan piyasalara yönelen para akışı sayesinde bu piyasalarda tüketimin ve yatırımların artmasını  sağlamıştı ya da finanse edilmesini sağlamıştı. Oysa artık bu süreç sona eriyor ve biri 17 Eylül tarihinde aşağı yukarı şekillenen ve diğeri de 29 Ekimde daha net olarak ortaya çıkacak olan yol haritasına ait açıklamalarla parasal genişleme sonlanmış ve faiz oranları artmaya başlamış olacak. Tabi bu tedirginlik küresel yatırımcıları başta gelişmekte olan piyasalardan çekerek olumsuz etkiliyor. Ancak şiddetinin ne olacağı da henüz tam kestirilemiyor. Çünkü FED’in dışında AB Merkez Bankasının tavrı, politik gelişmeler ve hatta son dönemde bağımsızlık anketleri yapılan İskoçya İngiltere konularına yaklaşım ve sonuçları da tüm bu gelişmelerde etkili olacak.
Yılın ilk çeyreğine yönelik veriler, Avrupa da  ekonomik büyümede olumlu gelişme olabileceğini düşündürmekteydi,  ancak  ikinci çeyrekte Euro Bölgesi’nde ekonomik büyümenin sıfır olduğu tahmini yapılıyor. Bankalarda bu ortamda kredi vermeye gönüllü değiller. OECD Euro Bölgesi için 2014 yılı büyüme tahminini yüzde 1.2’den yüzde 0.8’e, 2015 yılı tahminini  ise yüzde 1.7’den yüzde 1.1’e indirdi.
Avrupa’da 4-5 yıl öncesine göre “borç sorunu” hafiflemiş durumda. Ancak yine de sorunu çözmüş sayılmaz çünkü . Maastricht tanımı içindeki borç/milli gelir oranı hâlâ düşmedi yüzde 94 civarında

 Yunanistan, İrlanda ve Portekiz gibi ekonomilerin  performanslarında öncekine göre olumlu gelişmeler olsa da sorun henüz çözülmüş değil risk devam ediyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MüsrifKöy TutumluKöy Hikayesi - Warren Buffett ın Dansla İşe Gitmek adlı eserinden alıntılanmıştır.

  Yazar              :  Warren Buffett Çevirmen      :  Canan Feyyat Derleyen      :  Carol Loomis Yayınevi       : Scala Yayıncılık Sf 343 ...